6 Temmuz 2009 Pazartesi

Volkan Bilmecesinin Perde Arkası



Fenerbahçe’de, günlerdir süren pazarlıklara rağmen henüz kesin bir sonuca ulaşılamayan kaleci sorunu devam ediyor. Bu sezon sözleşmesi sona eren Fenerbahçe’nin başarılı file bekçisi Volkan, hala sözleşme yenilemiş değil. Türlü spekülasyonların gırla olduğu mevzunun iç yüzünü Medya Manipülasyon Merkezi ortaya çıkarıyor.

Problem

Sözleşmesi biten Fenerbahçeli oyuncuların artık bir gelenek haline gelmiş tavırları Volkan olayında da görünüyor.

Sene geçen sene… Tuncay’ın sözleşmesi bitmiş. Aziz başkan, Tuncay’ı elinde tutmak istiyor ama Tuncay tutturmuş ben Devid’in aldığı maaşın 2 katının yarısının 1 kuruş fazlasını isterim diye. Ufak bir sorun gibi görünen bu durum aslında matematik için ufak fakat Fenerbahçe için büyük bir sorun. Çünkü yapılan ufak bir hesaplamayla Tuncay’ın Devid’in maaşından daha fazlasını istediği ortaya çıkıyor. Ancak Zico döneminde transfer edilen ve ilk günlerde büyük bir hayal kırıklığı yaratmasına rağmen torpilli olduğu için ilk 11’in değişmez ismi olduğu söylenen Devid’in sözleşmesinde bulunan “takımda kimse benden yüksek maaş alamaz” maddesi, işleri içinden çıkılmaz bir hale sokuyor. Durumu ilköğretimde öğretildiği şekilde bir problem haline dönüştürdüğümüzde şu sonuç ortaya çıkıyor:

Devid, Fenerbahçe’nin en çok kazanan futbolcusudur. Tuncay ondan 1 kuruş fazla kazanmak istemektedir. Ancak Devid’in Fenerbahçe’nin en çok kazanan futbolcusu olması gerekmektedir. Peki bu durumda Aziz başkan ne yapmalı?

Kısır Döngü

Kendisine iletilen bu problemi çözemeyen Einstein’ın, “Ya bırakın gitsin, bu kadar kafa patlatmaya gerek yok. Gidin mutfaktan birer bira kapın gelin” cevabı üzerine Fenerbahçe yönetimi, Tuncay ile sözleşme yenileme görüşmeleri durdurmuştu ve Tuncay adaya gitmişti.

Tuncay Vakası

Fenerbahçe, kalecisi Volkan ile de benzer sorunu yaşıyor. Aziz başkanın telefonla ulaştığı Volkan; “Asıl doğuştan Fenerbahçeli olan benim. Neden Mehmet Topuz’un aldığı paranın yarısını alayım? Onun maaşının iki, hatta dört, hatta hatta Beşiktaş formalı görüntüleri düşünüldüğünde sekiz katını istiyorum” diye çıkıştı. M. Topuz’a verilen paranın sekiz katını hesaplayan Aziz başkan durumun vahametini görünce sözleşme yenileme işini askıya aldı.

Volkan’ın, Lincoln’ün gönderilmesi durumunda Galatasaray ile sözleşme imzalayacağı sanılıyordu. Fakat Leo Franco’yu kadrosuna katan Cimbom, Volkan’a “yav kusura bakma seni de beklettik ama kısmet işte; bi dahaki sefere inşallah” cevabını verdi. Bunun üzerine Mehmet Topuz’un taktiğini denemek için en yakın Kartal Yuvası mağazasına giden Volkan, fotoğraf çektireceği bir Beşiktaş forması aradı ancak bedenine uygun forma bulamayınca oradan da eli boş döndü.

Milli kalecinin komşuya gitmesi bekleniyor.

Einstein kimdir?

Alman. Dünyanın en zeki adamı. E=MC². İzafiyet teorisi.

3 Temmuz 2009 Cuma

Beşiktaş'ta Nihat Gerginliği

Beşiktaş'ın İspanyol ekibi Villareal'den transfer ettiği eski ve yeni futbolcusu Nihat Türkiye'ye geldi. Kısa bir süre sonra imza atması beklenen Nihat havaalanından direkt Beşiktaş tesislerine giderken, tesislerdeki çeşitli sözleriyle gerginlik yarattı.

Henüz tesislerden içeri girer girmez takımı antrenman yaparken gören Nihat'ın, "Bu da antrenman mı ya, Avrupalı çözmüş olayı, bizim daha 40 fırın, nasıl diyorsunuz, sembrar, ekimeko, no. no lo era.. hah ekmek, ekmek yememiz lâzım..." diye yorum yapması gerginliğin başlangıcı oldu.

Tesislerde çeşitli incelemelerde bulunan Nihat'ın sürekli "İspanya'da futbol başka yani comestai muy extraño.", "Kulüp yönetmek profesyonel bir iştir, bu havlunun burda durmaması lâzım.", "Bana İspanya'da a la Turco derler, yani Müthiş Türk, buraya geliyorum "la Nihat" diyorlar, bu bir saygısızlıktır." gibi cümlelerle havaya civaya girmesiyle Beşiktaş'ın kademeli futbolcusu İbrahim Üzülmez "Ben bu takımın kaptanı sayılırım artislik yapma, kulüpte terlikle dolaşma, madem İspanya'da seni seviyorlar, iyi ama bizim için Beşiktaş taraftarının gönlünü fethetmek daha önemli" diyerek Nihat'a sataştı.

Tartışma büyürken araya İbrahim Toraman'ın da girmesiyle taraflar arasında arbede yaşandı. Olaya karışan emektar topçu Yusuf'un "İspanya sonuncusu takımda 2 sene yedek bekledin diye beyaz Türk mü oldun lan!" demesi üzerine ispanyolca küfreden Nihat o hırsla antrenman sahasına çıkarak boş kaleye 20 gol attı. Olay yerine gelen başkan Demirören taraflara yüce divanın ceza vereceğini ve Nihat için ayrı bir tesis yaptırılacağını belirtti.

Nihat'ın bugün ya da yarın, belki de hafta sonu ya cumartesi ya da pazar resmi sözleşmeye imza atması bekleniyor.

25 Haziran 2009 Perşembe

Gökhan Zan’dan sonra İ. Üzülmez de Galatasaray’da



Transfer sezonuna bomba gibi giren Galatasaray dünyayı sarsacak bir transfere daha imza attı. Beşiktaş’ın ve Türk Milli Takımının vazgeçilmez oyuncularından olan İbrahim Üzülmez, Galatasaray ile 4.5 yılı opsiyonlu 5 yıllık sözleşme imzaladı.

Galatasaray’dan yapılan açıklamaya göre Beşiktaş’ın Gökhan Zan’dan sonra İbrahim Üzülmez konusunda da Galatasaray’a kolaylık yaptığı ve ünlü futbolcu için herhangi bir ücret talep etmediği bildirildi.

Başarılı sol bekin kariyerinde yeni bir başlangıç yapmak istediği biliniyordu. Bu doğrultuda Galatasaray’dan gelen teklifi aynı gün kabul eden ve İstanbul Şile’deki tatilini yarıda keserek Florya’ya gelen Üzülmez, kendisini 5 yıllığına sarı kırmızılı renklere bağlayacak sözleşmeyi sol eli ile imzaladı. Adnan Sezgin ve Frank Rijkaard’ın da katıldığı imza törenine Babel’i bonservissiz transfer etmek için Liverpool’lu yöneticiler ile görüşmek üzere İzlanda’ya giden Haldun Üstünel katılmadı.

İmza töreninde konuşan İbrahim Üzülmez, Türkiye’nin güzide bir kulübünden bir diğerine transfer olduğu için çok mutlu olduğunu söyledi. Kendisinin profesyonel bir oyuncu olduğunu iddia eden Üzülmez, artık tüm çabalarının Galatasaray’ın başarısı için olacağını açıkladı. Harry Kewel gibi bir yıldızın arkasında oynamaktan onur duyacağını belirten oyuncu, “Roberto Carlos kimmiş ben ondan daha iyiyim ama yabancı değiliz ki sözümüz geçsin” dedi. Konunun buraya nasıl geldiğini anlamayan ancak manşetten verilebilecek güzel bir haber yakaladıkları için avuçlarını ovuşturan gazetecilerden kaptanlık ile ilgili gelen bir soru üzerine ise “Ben doğuştan Beşiktaşlıyıyım. Başka takımda kaptanlık pazı bandını giymem. Bu böyle biline” diyerek Mehmet Topuz’a gönderme yaptı.

Mustafa Sarp, Gökhan Zan ve Leo Franco’dan sonra bedava bir transfer daha gerçekleştiren Galatasaray; transfer konusundaki yol haritasını böylece gözler önüne sermiş oldu. Haldun Üstünel ve Adnan Sezgin’e, Galatasaray’da oynayabilecek kalitede fakat bonservisi için Galatasaray’ın kasasından kuruş para çıkmayacak futbolcuları bulmaları konusunda talimat verdiği düşünülen Adnan Polat’ın; transfer sezonunu en karlı kapatacak takımın Galatasaray olması konusundaki ısrarının, gelecek sezon nasıl bir sonuç vereceğini bekleyip göreceğiz.

24 Haziran 2009 Çarşamba

Beşiktaş’tan Zorunlu Açıklama



Son haftalarda basın yayın organlarında sürekli olarak kulübümüze yapılan haksız yakıştırmaların, bilinçli yürütülen bir karalama kampanyasından kaynaklandığını düşünüyoruz. Bu doğrultuda bir açıklama yapma gereksinimi duyuyoruz ve Türkiye’nin en köklü ve güzide kulüplerinden birinin adının yanlış kullanımına son verilmesini talep ediyoruz. Kulübümüzün adı Beşiktaş Jimnastik Kulübü’dür. Yazılı ve görsel yayın organlarında sürekli olarak “Mehmet Topuz’u Fenerbahçe’ye Kaptıran Beşiktaş” şeklinde kullanılan isim, tarafımızca kabul edilemezdir.

Kamuoyuna duyurulur.

Beşiktaş Jimnastik Kulübü

Yine Lincoln Yine Olay... Lincoln'e tepkiler çığ gibi büyüyor...

Galatasaray'ın 20 sayfalık sözleşmeli futbolcusu Lincoln yine şaşırtmadı. Sezon açılışına katılmayan Lincoln bugün öğle saatlerinde takımın Fulya'da yaptığı antremana yanında neredeyse beline kadar gelen bir dobermanla geldi. Tatilden geç geldiği için görebileceği tepkilere önlem olarak yanında doberman getirdiğini belirten Lincoln gazetecileri dobermanla tehdit edip Portekizce "Não vá me louco. Meu cão é selvagem." diye haykırdıktan sonra dobermanın önüne iki tavuk atarak parçalattırdı. Antrenman sahası kan gölüne dönerken iki tavuktan nasıl bu kadar kan çıktığı soruları kafaları kurcaladı.

Dünyaca ünlü bir isim olaya karıştı

Olayı Sporx.com'dan takip eden Lincoln'ün eski takımı Schalke 04'ün başkanı Josef Schnusenberg ise Lincoln'ün bu tarz çok kanlı işlerde Brain Dead ve Lord Of The Rings filmlerinden tanıdığımız Peter Jackson ile ortak çalıştığını, oyuncunun bu tür prodüksiyonları daha önce de yaptığını belirtti.

Antrenmanı uzaktan izleyen hayvanseverlerse olaya tepkili. Hem bir dobermanın hem de tavukların bu işe alet edilmesine oldukça bozulan "Uzaktan Hayvanseverler", "Çeşitli Hayvanseverler" ve "Sadece Köpekseverler"le ortak bir bildiri yayımladılar. Bildiride "Tavuklar neyse de, doberman asil bir hayvandır, bu tür olaylar onun psikolojisini bozabilir. Futbol çocuklardan sonra şimdi de hayvanları zehirliyor." satırları yer alıyor.

İsminin Wehrmacht olduğu öğrenilen doberman henüz 3 yaşında, bir kardeşi var.




Güçlü doberman Sivas Kangal kırması çıktı

Olayla ilgili olarak akşam üzeri Bazen Hayvanseverler Derneği ve Hayvansal Gıda Tüketen Ama Yine de Temel Evcil Hayvanları Sevenler Vakfı sözcüleri bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda ülkemizde çok iyi tanınmayan dobermanlarla ilgili bir dokümanter de gösterildi. Hemen ardından Lincoln'ün antrenman sahasında dobermanla güreşmesi ve dobermanın kulübün malzemecisini kovalayışı da sinevizyonda tekrar tekrar oynatıldı. Malzemeci can havliyle kaçarken Lincoln, Adnan Gezgin ve iyi bir insan hakları savunucusu olduğu bilinen, hatta sırf bu yüzden futbol maçlarına çıkmayıp futbol kariyerini antrenman üzerine odaklayan Linderoth'un sinsice güldükleri gözlendi. Gösterimin peşinden kurabiye, ara sıcaklar, kanepeler ikram edildi ve içki faslına geçildi. Özellikle "bir aslan miyav dedi", "telli turna", "ali baba'nın çiftliğinde mööö" ve "minik köpek minik köpek yine gel" şarkılarının söylendiği fasıl aniden içeri giren bir vergi memurunun, vakfın vergi kaçırmasıyla ilgili olarak 13. Evrensel Vergi Beyannamesi'ni do majörden okumasıyla son buldu.

Lincoln suçlu medya dedi...
Tüm bu olayların ardından alışık olduğumuz üzere web sitesinden bir açıklama yapan Lincoln ise suçu bir gazeteciye attı. Lincoln yazısında; "Wehrmacht'ın komşumun köpeğidir. İdareten birkaç saat bakacaktım ama Hamut Tekkaş isimli gazeteci sırf durumdan haber çıkarmak için köpeği ısırdı. Tavuklar ise köpeğin önüne atıldıklarında zaten ölmüşlerdi. Eğer tavuklara otopsi yapılırsa dediklerimin doğru olduğunu anlaşılacak. Duyarlı Türk polisini greve davet ediyorum..." dedi. Açıklamanın sonrasında, Lincoln'ün hiç televizyon, çevirmen falan uğraşmayıp paso web sitesinden açıklama yapmasını garipseyen yüzlerce taraftar floryayı bastı. Taraftarların sözcüsü "Aslında Lincoln diye biri yok, Lincoln Türkiye'nin Elvis'idir, Lincoln olsaydı paso web'den ayar kaymazdı, Lincoln televizyonda görünmüyor, maçlarda görünmüyor kim bu adam? Lincoln balon transfer mi?" gibi açıklamalarıyla adeta yeni bir vizyon ve akıllarda birçok soru yarattı. Florya'da yeni transfer Gökhan Zan'a "helal olsun sana" tezahüratı yapan taraftarlar mesai saatinin bitiminde çeşitli otobüs ve minibüslerle evlerine gittiler.

Durumu değerlendirmek için yönetim kurulu olağanüstü hal ilan etti ve kulüpte sabahladılar. Nuran Sultan'ın da bir ara girip çıktığı yönetim kurulu toplantısı sabaha kadar sürdü. Toplantıyla ilgili açıklamaların bugün yapılması bekleniyor.

22 Haziran 2009 Pazartesi

Villa, Fener’e!

Ronaldinho, Eto’o, Kaka, Cristiano Ronaldo, Messi, Buffon transferlerinde hayal kırıklığı yaşayan Fenerbahçe, taraftarlarına müthiş bir sürpriz yapma peşinde. Dünyaca ünlü futbolcuları kadrosuna katarak Fenerbahçe’yi 3 yıl üst üste şampiyon yapmak isteyen Aziz Yıldırım, çok gizli bir transfer için özel transatlantiği ile İtalya’ya gitti.

Rüya takım kurma peşinde olan Yıldırım, dünya yıldızları ile neden anlaşma sağlanamadığını anlamış görünüyor. Gökhan Emreciksin transferinden ders alan Fenerbahçe yönetimi, yıldızları nasıl kadrosuna katacağını artık biliyor.

Eğlence Olanakları

Fenerbahçe’nin en büyük eksiği; gece hayatını seven yıldız futbolcular için yetersiz alt yapısı bulunması. Türkiye çapındaki yıldız oyuncular için İstanbul geceleri yeterli iken dünyaca ünlü yıldızlar için çok daha fazlası gerekiyor. Bu nedenle Villa Certosa’yı Fenerbahçe’ye kazandırmak için çalışmalara başlayan yönetim, sona çok yakın.



Berlusconi ile her konuda anlaşan Fenerbahçe yönetiminin Villa’nın tapusunu elde etmek üzere olduğu ancak ufak pürüzler kaldığı gelen bilgiler arasında. Futbol otoriteleri, Sardinya adasındaki ünlü malikane sayesinde Fenerbahçe’nin artık dünyaca ünlü futbolcuları kadrosuna rahatlıkla katabileceği görüşündeler.

Real de Devrede

Transfer piyasasını alt üst eden Real Madrid de Villa’nın peşinde!

Transfer sezonu müthiş bir giriş yapan ve Kaka ve Cristiano Ronaldo’ya mor beyazlı formayı giydiren Florentino Perez; yeniden Los Galaktikos haline gelen Real Madrid’in kapris dolu yıldızları için bu Villa’ya ihtiyaç duyuyor. Özellikle Ronaldo’nun sözleşmesinde bulunan “gece alemleri” maddesindeki koşulları karşılamak için Villa Certosa’yı isteyen Perez, Yıldırım’a sürpriz bir teklif ile gelebilir.

Sürpriz Teklif

Fenerbahçe başkanının mali olanakları karşısında çaresiz kalan Perez’in, Yıldırım’a "Villa bir hafta sizin bir hafta bizim olsun" önerisinde bulunmaya hazırlandığı söylentileri, dilden dile dolaşıyor.

Yıldırım’ın cevabı ne olur bilinmez ama Villa’nın sarı lacivertli bayraklarla donatılması an meselesi gibi görünüyor.

Barcelona'yı Öperiz!

Daum, bu yıl kuracakları kadroyla değil Türkiye ve Avrupa, yıkılmaz denen Barselona'yı yıkmayı hedeflediklerini söyledi.

Ekibimizi beş çayında ağırlayan Daum, kekin dibinin tutmasına ve istediği gibi kabarmamasına sinirlense de, ekipten arkadaşların yaptığı bikaç espiri sayesinde gerginlik azalarak, sohbet samimi bir ortamda gerçekleşti.

Başkan'ın hedef olarak gösterdiği "Rakibi Öpen Futbol" anlayışının, aslında "Total Futbol un Türkiye'ye uyarlanmış hali" olduğunu elleriyle destekleyerek anlattı.
Kafasını ileri geri oynatıp, saçlarını sallayarak konuşmasıyla tanınan Daum'u sohbetin bu dakikalarında tutamadık, yine sallanan Daum kaşlarını da oynatarak" Total Futbolu olduğu gibi alsan getirsen, oyuncu yapısı müsait değil, Türkiye'de oynatamazsın. En az 3 yıl beklemen lazım" diyerek hiddetlendi[5.3]

Top yapma, ayağa oynama, verkaça girme ve pasa kaçma gibi geleneksel mantıkları da unutmadıklarını, modern futbol anlayışlarına mutlaka monte edeceklerini söyleyen Daum, Türk'ün gücünü dünyaya göstermek için federasyonun yabancı kısıtını kaldırması gerektiğini söyledi.

Çok sinirli göründüğü ile ilgili bir sorumuza, "Aslında gayet sakin, normal bir insanım, Almanca kaba bi dil olduğu için öyle görünüyorum. Konuşurken, bazen o kaba havanın etkisine girip gaza gelince kabalaşabiliyorum. Kaldı ki böyle bi dilde kibar konuşmanın imkanı yok" dedi.

Getirdiğimiz fıstıklı-cevizli karışık (2 kilo) baklavaya da çocuklar gibi sevinen Daum, "Olm bunu asıl Antep'te yiyceniz yaa" diyerek bizi şaşırttı.